Ağlamanın Faydaları

Dünya üstünde farklı kültürlere, inançlara, geleneklere, dillere sahip yaklaşık 7,5 milyar insan bulunuyor. Sevinç, hüzün, kaygı, korku, öfke gibi duygular ve bu duyguların yarattığı gülme ve ağlama eylemleri tüm bu insanları ortak kılıyor. Ağlama eylemi bebeklerin dünyaya geldiği ilk andan itibaren başlıyor ve bebekler ağlayarak iletişim kuruyor, ihtiyaçlarını ağlayarak ifade ediyor. Yetişkinlikle birlikte ağlamak birçok kültürde zayıflık olarak algılanmaya başlıyor. İnsanlar başkalarının yanında ağlamaktan rahatsız oluyor. Peki ama insanlar neden ağlar? Ağlamak neye yarar? İnsanların neden ağladığını faydalarını ele alarak açıklamak için, ağlamanın faydaları hakkındaki bilimsel gerçekleri sizin için derledik.

 

İlk Nefesi Almamıza Yardım Eder

Bebekler anne karnında nefesi, kordonları sayesinde alıp verirler. Ancak doğumun ilk anından itibaren kendi başlarına nefes alıp vermeleri gerekir. Bu nedenle bebeklerin doğduklarında ağlamaları önemlidir. Bu ağlama, bebeğin akciğerlerinin anne karnının dışındaki dünyaya alışmasını sağlar.

 

Duyguları Dengeler

İnsanlar sadece üzücü durumlarda ağlamaz. Bazen, çok fazla sevindiğimizde, aşırı stresli olduğumuzda ya da korku veren olaylarda ağlayabiliriz. Yapılan çalışmalar, ağlamanın aşırı uçlarda yaşanan duygular söz konusu olduğunda, duyguları dengelemek için yaşanabileceğini gösteriyor.

 

Ruh Halini İyileştirir

Sadece ağlamak değil, hıçkırarak ağlamak da ruh hali üstünde olumlu etkilere sahiptir. Hıçkırırken kısa aralıklarla alınan nefesler, beynimizin derecesini dengeler ve gerektiğinde düşürür. Hıçkırarak ağlamanın ardından insanlar, kendilerini daha iyi hisseder.

 

Destek Bulmanızı Sağlar

Tıpkı bebekken, duygularımızı, ihtiyaç ve isteklerimizi ifade etmek, anne babamız ve diğer bakıcılarımızla bağ kurmak için ağlamamız gibi, yetişkin yıllarımızda da ağlamak kendimizi ifade etmenin ve çevremizdekilerle bağ kurmamızın bir yoludur.

 

Vücudu Arındırır

Üç farklı gözyaşı bulunur. Bunlardan biri refleks gözyaşı, ikincisi sürekli gözyaşı, üçüncüsü ise duygusal gözyaşıdır. Refleks gözyaşı isminden de anlaşılacağı üzere, gözümüz duman ya da toz gibi tehdit edici bir nesne ile karşılaştığında ortaya çıkar. Sürekli gözyaşı, sürekli vardır ve gözlerimizi nemlendirerek enfeksiyonlara karşı korur. Sürekli gözyaşının büyük bir kısmı su iken, duygusal gözyaşı bundan farklıdır. İçinde stres hormonu ve diğer toksinler bulunur. Bu nedenle ağladığımızda, vücudumuz bunlardan arınır.

 

Acıyı ve Ağrıyı Azaltır

Ağlamak üstüne yapılan çalışmalarda, uzun süreli ağlamanın vücutta oksitosin ve endorfin gibi kimyasalların salgılanmasına neden olduğu ortaya çıkmıştır. Bu kimyasallar vücudumuz için iyidir. Hem fiziksel hem de duygusal acının hafiflemesine ve geçmesine yardımcı olur. Endorfin salgılandıktan sonra vücut uyuşuk bir hale bürünebilir. Oksitosin ise, kişiyi sakinleştirir ve iyi hissettirir.

 

Sakinleşmeyi Sağlar

Yapılan araştırmalara göre ağlamak, parasempatik sinir sistemini aktive eder ve böylece vücudumuzun dinlemesini sağlar. Böylece ağlamaya başladıktan birkaç dakika sonra kendi kendimizi sakinleştirebiliriz.

 

Yas Sürecini Atlatmayı Sağlar

Yas bir süreçtir. Üzüntü, uyuşukluk, suçluluk ve öfke gibi farklı aşamaları vardır. Tüm bu aşamalarda ağlamak önemli bir göreve sahiptir. Ağlamak, sevdiğimiz kişiyi kaybettiğimizi kabul etmemizde bize fayda sağlar. Ancak sürekli ağlamak ve günlük hayata bir türlü dönememek söz konusu olduğunda, bir profesyonelden yardım istemek gerekebilir.

 

Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, kadınlar ayda ortalama 3,5 kere ağlarken,  erkekler ayda ortalama 1,9 kere ağlamaktadır. Elbette her ülkede ağlama oranı değişmekte, ne kadar ağlamak normal sorusunun cevabı sadece ülkeye değil kişiye bağlı olarak da farklılık göstermektedir.

 

Çok ağlıyorum! Ağlamamı durduramıyorum! Eğer bu cümleler sizin için çok tanıdıksa, kendinizi ağlamaktan alıkoyamıyor, kendinizi üzgün, çaresiz, tahammülsüz, bitkin ve öfkeli hissediyorsanız, iştah, uyku gibi değişimler yaşıyor, ölüm ve intihar üstüne düşüncelere kapılıyorsanız, ağlamanızın sebebi depresyon olabilir. Bu durumda mutlaka kontrol için bir uzmana başvurmalısınız.

Konya depresyon tedavisi için Psikon Terapi’yi her zaman arayabileceğinizi unutmayın.

Diğer Blog Yazılarımız

Psikon Psikoterapi Psikolojik Klinik Psikolog Pedagog Konya Footer

Psikon Sağlık ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi olarak psikolog Konya, Ankara ve çevre illerde aile terapisi, yetişkin terapisi, çocuk terapisi başta olmak üzere bir çok alanda psikolojik destek sunmaktayız. Sadece fiziksel sağlık değil ruhsal sağlığında toplumun en önemli parçalarından olduğunun bilincinde hizmet sunmaktayız.

Yasal Uyarı..!

Web sitemizin içeriği, ziyaretçilerimizi bilgilendirmeyi amaçlayan bir nitelik taşımaktadır. Sitede bulunan bilgilerin hekim tedavisi veya danışmanlık hizmetinin yerine geçmediği unutulmamalıdır. Sitemiz üzerinden herhangi bir ilaç tedavisine başlanması veya mevcut tedavinin değiştirilmesi önerilmez ve tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, kişisel teşhis veya tedavi yöntemi seçimi için değerlendirilmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ilan veya reklam amacı güdülmemektedir.

Sitemizde kullanılan görsel ve illustrationlar Psikon’a ait olup izinsiz kullanılması durumunda yasal süreç başlatılacaktır. © 2016 – 2024
Psikon Sağlık ve Psikolojik Destek Merkezi. Tasarım: Furkan Reklam Ajansı