Konuşma ve Artikülasyon Bozukluğu

KONUŞMA VE ARTİKÜLASYON BOZUKLUĞU

Konuşma ve Artikülasyon bozuklukları, bireylerin pek çok organik ve gelişimsel sebeplerden dolayı sesli iletim vasıtasıyla kendilerini ifade ederken karşılaştıkları fonetik, ritim, ses gibi konuşmanın gerçekleşmesi için gerekli olan uygulamalarda zorlanmaları yahut bu uygulamaları gerçekleştirememe durumudur.

Konuşma bozuklukları, fiziksel birtakım engeller sebebiyle de meydana geldiği gibi kişinin gelişim evresinde olduğu çocukluk döneminde; özellikle de konuşmanın öğrenilme ve taklit evresinde oluşan yanlış uygulamalar ve bu uygulamaların düzeltilmemesiyle de meydana gelmektedir.

Konuşma Artikülasyon bozukluğuna sahip kişiler konuşma esnasında normalden farklı olarak; bazı sesleri telaffuz edemez, olduğundan farklı şekilde seslendirir yahut seslerin yerleri değiştirerek ifade eder. Bunun yanında yine konuşma bozuklukları sınıfında yer alabilecek, kekemelik ve solunum darlığı sonucu oluşan ses tellerinin yeterli çalışamamasına bağlı kısık ses de bireylerin kendilerini ifade etmelerinde zorlandıkları ve onlara engel de teşkil edebilen durumlardır. Konuşma bozukluğuna sebebiyet verecek bir diğer faktör ise işitme problemleri ve zihinsel engellerdir. İşitme engeliyle dünyaya gelen ya da konuşma becerisini elde edemeden işitme yetisini kaybeden çocuklar da sesleri ya da bu seslerin ritimlerini tam anlamda algılayamadıkların dolayı zihinlerinde bir bütünlük kuramaz, sesli iletişim için kullanılan ses ve fonetik uyaranları anlamlandıramazlar. Ya da daha iyi ihtimalle bu durum kullanılması ve algılanması zor ses ve kelimelerin anlamlandırılmasında meydana gelmektedir.

Konuşma bozukluğuna sebep olabilecek fiziksel engellerse, organik veya genetik olarak meydana gelmiş olan; dilin normalden büyük ya da küçük olması, dil ve damak yarıkları, solunum rahatsızlıkları gibi durumlardır.

Sebepleri bunlar olan konuşma bozukluğu ise; yapıca düzgün kurulamayan cümlelere, seslerin net ve anlaşılır düzeyde telaffuz edilememesine, ses düzeyinde sıkıntı yaşanması gibi durumlara sebebiyet vermektedir. Bu sebeple görüldüğü ilk yıllarda tedavi edilmesi mümkün olan bu problemin ciddiye alınması, kendiliğinizden geçmesinin beklenmemesi ve fark edildiği ilk anda ilgili uzmana baş vurarak tedavi veya terapisinin en erken zamanda hayata geçirilmesi gerekir.

Aksi halde küçüklükte karşılaşılan, küçükmüş ve zamanla geçecekmiş gibi görünen bu problemler ileriki hayatta daha da büyük ve kişini akademik kariyerini, sosyal hayatını ve hayat kalitesini olumsuz anlamda etkiler. İlk zamanlarda tedavisi oldukça kolay olan bu rahatsızlık ileride büyük sorunlara neden olabilir.

Diğer Blog Yazılarımız

Psikon Sağlık ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi olarak psikolog Konya, Ankara ve çevre illerde aile terapisi, yetişkin terapisi, çocuk terapisi başta olmak üzere bir çok alanda psikolojik destek sunmaktayız. Sadece fiziksel sağlık değil ruhsal sağlığında toplumun en önemli parçalarından olduğunun bilincinde hizmet sunmaktayız.

Yasal Uyarı..!

Web sitemizin içeriği, ziyaretçilerimizi bilgilendirmeyi amaçlayan bir nitelik taşımaktadır. Sitede bulunan bilgilerin hekim tedavisi veya danışmanlık hizmetinin yerine geçmediği unutulmamalıdır. Sitemiz üzerinden herhangi bir ilaç tedavisine başlanması veya mevcut tedavinin değiştirilmesi önerilmez ve tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, kişisel teşhis veya tedavi yöntemi seçimi için değerlendirilmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ilan veya reklam amacı güdülmemektedir.

Sitemizde kullanılan görsel ve illustrationlar Psikon’a ait olup izinsiz kullanılması durumunda yasal süreç başlatılacaktır. © 2016 – 2024
Psikon Sağlık ve Psikolojik Destek Merkezi. Tasarım: Furkan Reklam Ajansı