Yaygın Kaygı Bozukluğu ve Hafıza İlişkisi

Yaygın Kaygı Bozukluğu ve Hafıza İlişkisi

Kaygı bozuklukları, korku ve kaygı ile karakterize, bir grup mental bozukluğun ana ismidir. Korku, hepimizin bir parçası olan, gerçek ya da hayali bir tehdit karşısında deneyimlediğimiz yoğun bir duygudur. Kaygı ise henüz gerçekleşmemiş, olası, potansiyel tehditler karşısında yaşadığımız duygu durumudur. Yaygın kaygı bozukluğunda, kişi aşırı, inatçı ve davetsiz bir şekilde ortaya çıkan endişeler yaşar. 

 

Yaygın kaygı bozukluğu genellikle 30lu yaşlarda ortaya çıksa da, her yaş grubundan kişide görülebilir. Gençlerde ayrılık anksiyetesi ve sosyal kaygı bozukluğu ile birlikte en çok rastlanan problem olmasının yanı sıra, yetişkinlerde de en sık görülen kaygı bozukluğu türüdür. 

 

Yaygın kaygı bozukluğu nedir sorusuna kısaca bir cevap verdiğimize göre gelin biraz da bu bozukluğu işaret eden durumlardan bahsedelim. Yaygın kaygı bozukluğu belirtileri;

- Ortada hiçbir kötü durum ya da olumsuzluk yokken bile aşırı kaygı duymak,

 - Ortada basit ve yıkıcı olmayan bir tehdit varken bile bu durumu abartmak ve aşırı endişelenmek,

- Genellikle günün ilk saatlerinde aşırı endişeli olmak,

- İnsanlara kaygı duyduğu şeyi anlatmak, garanti aldığı halde yine de endişelenmeye devam etmek,

- Bir konuda endişelenirken hemen bir diğer konuda endişelenmeye başlamak,

- Huzursuz ve tahammülsüz olmak,

- Tükenmiş ve bitkin hissetmek,

- Odaklanmakta sorunlar yaşamak ve hafıza problemleriyle karşılaşmak olarak sayılabilir.

 

Peki yaygın kaygı bozukluğu hafızamızı nasıl etkiler?

Yaygın kaygı bozukluğu yaşayan kişilerin sahip olduğu aşırı, davetsiz ve yoğun kaygılar, günlük rutinleri etkilediği gibi hafızalarını da etkiler. Çünkü yoğun stres altında kaldığımızda, ruh halimizde olumsuzluklar yaşadığımızda hafızalarımız, potansiyelinin altında çalışır. Beynimizde birbirinden farklı kapasitelerde işlev gösteren farklı hafıza sistemleri bulunur.  Örneğin uzun zamanlı hafıza sistemimiz, bizim geçmişte yaşadığımız şeyleri ve bilgileri anımsamamızı sağlarken, çalışan hafıza adı verilen sistem, bir işle meşgul iken, o konudaki bilgileri zihnimizde tutmamıza yardımcı olur.

 

Çalışan hafıza, problemleri etkin bir şekilde çözmemiz, aynı anda büyük miktarlarda bilgiyi zihnimizde yönetebilmemiz için kritiktir. Çalışan hafıza sistemimiz normal seviyesinde çalışmazsa, hatalar yapmamız, görevleri istediğimiz şekilde tamamlayamamamız söz konusu olabilir. Ayrıca, çalışan hafızamızın sekteye uğraması, odaklanma, bir anda birden çok işi yapma gibi becerilerimizi de olumsuz etkiler. Çalışan hafızamızın normalin altında çalışmasının ana sebebi maalesef kaygı ve endişedir. 

 

Yaygın kaygı bozukluğu yaşayan kişilerin gün içerisinde sıklıkla karşılaştıkları problemler;

- Kişinin arabasını nereye park ettiğini hatırlayamaması,

- Anahtar ve telefon gibi eşyalarını sürekli kaybetmesi,

- Sohbet esnasında konuştuklarını unuttuğu için birden çok kez tekrarlaması,

- Birinin verdiği tarifi hatırlamakta zorlanma,

- Alışveriş esnasında, alması gereken şeyleri unutma olarak örneklendirilebilir. 

 

Yaygın kaygı bozukluğu teşhisi nasıl konur sorusunun cevabı için ilk önce kişinin ne kadar süredir kaygı yaşadığı tespit edilir. Tanı konması için kişinin en az 6 aydır, farklı konularda, aktivitelerde ve olaylarda aşırı, kontrol edilemez ve davetsiz endişe ve kaygı yaşamış olması gerekir. Yetişkinlerde;

- Huzursuzluk, tahammülsüzlük, 

- Çabuk yorulma, her zamankinden daha bitkin olma,

- Odaklanmada sıkıntı yaşama, beyni boşalıyormuş gibi hissetme,

- Kas ağrılarının artması,

- Uykuya dalma, uyuma, uykuda kalma, tüm gece huzursuz olma ya da uykudan yeterli verimi alamama vs. problemler yaşama gibi fiziksel semptomlardan en az 3 tanesinin gözlenmesi gerekir. 

 

Yaygın kaygı bozukluğu tedavisi için öncelikle kişiye bir profesyonel tarafından teşhis konur. Ardından psikiyatrist kişinin yaşadığı sorunu, nedenleri ile gözlemleyerek ona en uygun tedavi planını hazırlar. Yaygın kaygı bozukluğu tedavisinde en popüler tedavi tercihi psikoterapidir. Özellikle bilişsel davranışçı terapi öne çıkar. Farklı konuşma terapileri de tedavi sürecinde tercih edilebilir. Kaygı bozukluğu ilaçları kişinin durumuna göre farklılık gösterir ve yine muhakkak psikiyatrist tarafından doğru ilaçlar ve dozlar tercih edilir.